Home » ÖĞRENCİ YAZILARI

ÖĞRENCİ YAZILARI

Closeup of Workspace with Modern Creative Laptop, Cup of Coffee and Pencils. Horizontal with Copy Space.

Özgün ve yaratıcı düşünceyi öne çıkaran dersimizde her dönem öğrencilerimizin hazırladıkları metinleri bu sayfada yayımlayacağız. Öğrencilerimiz güzel bir Türkçe ve ilgi çekici bir anlatım ile yazdıkları yazılarında yeni bir söylem geliştirebilecekler. Aynı zamanda güncel kitaplar, kültür / sanat etkinlikleri veya kendi seçecekleri konular üzerine izlenimlerini özgürce ifade edebilecekler. Kişisel düşünce, duygu ve izlenimlerin açığa vurulduğu bu metinler web sayfamız aracılığıyla okurla buluşacak.

Öğrencilerimizin yazılarıyla şekillenen bu sayfa yeni üretimlere zemin hazırlamasının yanı sıra okurlarına güncel kültür / sanatı daha yakından takip etme olanağı sunacak.

Ayrıca tüm öğrencilerimizin yazılarına <stars.bilkent.edu.tr/turkce> adresinden ulaşılabilir.

Barış Elçin  / “Orhan’a Orhan Demek” 

İletişim ve Tasarım Bölümü / 2. Sınıf

“Birileriyle nadir de olsa şiBarış Elçinir konuşurken kendi kendime bir deney yaparım. Konuşma sırasında şairden şaire atlarken Nâzım Hikmet’e Nâzım derim. Olmaz. Melih Cevdet’e Melih derim. Olmaz. Özdemir Asaf’a Özdemir derim. Hiç olmaz. Sanki bir saygısızlık yapmışım gibi utanırım. Ama Orhan’a Orhan derim. Dolu dolu hem de. Sanki arkadaşımmış gibi. Sanki en yakın arkadaşımmış gibi.Dediğim gibi, Orhan Veli’ye Orhan demek büyük bir mevzu değildir benim için ve ona Orhan diyebileceğimi İstanbul’da, Yüksek Kaldırım’dan Eminönü’ne yürürken fark ettim.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın 


Nehir Güner / “Ece”

İşletme Bölümü  / 2. sınıf

Nehir Güner” ‘…7, 8, 9, 10, önüm arkam sağım solum sobe, saklanmayan ebe!’. Daha saymayı bitirmeden gözünü açtı, gördüm onu. Son kelimeleri söylerken topuklarını vura vura odama doğru koşmaya başladı bile. Geçen oyun, kapının arkasına saklandım diye yine oraya saklanacağımı sandı, büyük bir şevkle araladı kapıyı, kimseyi göremeyince duraladı, yavaşça içeri süzüldü. Üç saniye sonra dudaklarını büzerek çıktı dışarı. Ayakları hâlâ içe basıyor, doktor kumda yürümesi gerektiğini söylemiş. Birkaç seneye düzelirmiş, bakalım. Erkek çocuklarına özenip böyle yürüyor, demiş dedesi.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın


Berker Canatar / “Ankara ‘Drone’umun Altında”

Elektrik ve Elektronik Mühendisliği / 2.sınıf

Berker CanatarOldum olası, kanatlandırmaya meyilli olan kentleri sevdim. Artık tam da Güneş tutulmasına denk gelen doğum günümden mi dersiniz, elime aldığım ilk oyuncağın ‘kanatlı at Pegasus’ olmasından mı bilmem ama “Senin süper kahramanın kimdir?” diye soracak olursanız Hezarfen Ahmed Çelebi ve Vecihi Hürkuş’tur diyebilirim. Üstelik annemin kahverengi kareli masa örtüsünü oklavaya takıp kanat yaparak iki koltuk arasında uçarak (!) onlarca kez filmin içine de girmişim.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın


Hilal Şimşek / “Bırakın İşe ‘Yaramaz’ Olalım”

İletişim ve Taşarım Bölümü Bölümü / 2. sınıf

Hilal Şimşek“Yaramaz, haşarı, iflah olmaz, şımarık, laftan anlamaz ve hatta sorunlu; dünyanın her yerinde yetişkinlerin isteklerinin dışında davranan çocuklara basılmış etiketler… Çocukların nasıl davranacağına, nerede ne konuşacağına, akşam ne yiyeceğine, ne zaman banyo yapacağına ya da hangi mesleği seçeceğine kim karar veriyor? Peki, uslu durmak yahut normal davranmak nedir? Benim anneanneme göre, çocuk dediğin akşam erken yatar ve çok ses çıkarmaz. Karşı komşumuz Güzide Teyze ise ‘Çocuk dediğin her lafa karışmaz.’ diyenlerden.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın


Tuana Tuzman / “Habanera”

Amerikan Dili ve Edebiyatı Bölümü / 2. sınıf

34D55F34-7B2E-490C-B24A-2A20955F8BEA“İnsanları bakmaya değer yapan, hikâyeleri. Gözlerinin altındaki karartılarda, bakışlarındaki ıslaklıkta, dudak kenarlarındaki belli belirsiz çizgilerde… Bu yazıyı yazarken Ravel’in ‘Habanera’sını dinliyorum. İlk kez bundan beş yıl önce soğuk bir konser salonunda dinlemiştim “Habanera”yı. Âdeta bir tokat gibi çarpmıştı yüzüme. Nerede olduğumu, müziği çalan kadının ahenkle salınan bedenini, yanımda oturan adamın ısıtmak için ovuşturduğu ellerini unutmuştum. Sarı ışıkların altında yalnızca havayı dolduran müzik ve ben vardık. Başka zamanlardaydım, hiç bulunmadığım bir yerde, hiç yaşamadığım bir zamanda hiç âşık olmadığım birine âşıkmışım gibi hissediyordum.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın


Su Direkci / “Benim Mahallem Senin Mahalleni Döver!”

Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü / 2. sınıf

Su Direkci“Gördüğünüz fotoğraf, Siena’nın ‘Kaplumbağa’ adlı mahallesinden bir kare. İlk bakışta bu mahallenin fotoğraflanmaya değer bir özelliği olmadığını düşünebilirsiniz, fakat küçük detaylar bu kareyi epey ilginç kılıyor. Binaların duvarlarındaki bayraklara dikkat edin: bu bayraklar Kaplumbağa Mahallesi’nin bayrakları. Ortalarında ufak kaplumbağa figürleri bulunuyor. Hemen yanlarındaki şamdanların renkleri ise bayrakların (aynı zamanda mahallenin) renkleriyle aynı.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın


Berfin Kavşut / Yaşam Arayışı

Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü / 2. sınıf

Berfin Kavşut2“İnsan… Hem içinde bu kadar umudu, mutluluğu barındırabilen, hem de pisliklerle dolu, dibi görünmeyen bir çukur. Hayata tüm gücüyle tutunmaya çalışan, bir yandan da başka insanların hayatlarından beslenen canlı. İnsanların en çaresiz, en muhtaç anlarında hâlâ organlarını satın almayı düşünebilen, sahte can yelekleri giydirmeye çalışan ve bunu en ufak bir vicdan azabı duymadan yapanlar… İnsanların içinde bu kadar kötülüğü barındırabildiklerini ve nasıl bu kadar zıtlıklarla dolu olduklarını bir türlü anlayamadım.”

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın


Nur Safa Gündüz / Cumartesi Anneleri’nden Plaza de Mayo Anneleri’ne

Hukuk Bölümü / 4. Sınıf

IMG_20190214_034156Ceza Hukuku dersindeyim, telefonla uğraşmamam gerekiyordu. Hafıza Merkezi’nin bir gönderisi düşüyor önüme, “zorla kaybetmelerin yüzde 67’sinde kaybedilenlerin bedenleri hâlâ bulunamadı, yüzde 7’sinde ise bedenler bulundu ancak ailelerine teslim edilmedi”. Profesörse aynı anlarda ceza hukukunun insaniliğinden bahsediyordu, “arkadaşlar, modern ceza hukuku toplumu korur, devleti korur”. Adı ceza hukuku olan bir hukuk ve içinde iğnelerle kazıya kazıya çaresiz hakkaniyet arayışımız. Pekâlâ, hukuku tamamdı da, zorla kaybetmeler neyin nesiydi?

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın

Buse İlayda Öz / Cam Fanustaki Hayatlar

Mimarlık Bölümü / 4. Sınıf

Buse İlayda Öz

“Henüz çok küçükken sınıf öğretmenimizin dağıttığı okuma listesinin başlarında gelen bir kitap diğerlerine göre daha fazla dikkatimi çekmeyi başarmıştı. O zamanlar birkaç satır yazı yazmaya bile gücü yetmeyen minik parmaklarımla üzerine gelip kelimeleri hecelediğimde, listede yazanın bir soru olduğunu fark etmiştim. Ancak sonralardan alıp okuduğum bu kitabın süslü kapağı üzerinde yazan sorunun cevabını yirmi yaşıma geldiğimde yeni yeni vermeye başlayacağımı tahmin bile edemezdim.”

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın

Arşivler

Yazmak Üzerine

“Eğer bir yazar olmak istiyorsan, her şeyden çok şu iki şeyi yapman gerekiyor: Çok okumak ve çok yazmak.”

Stephen King

En İyi Blog Yazarı Ödülü

Türkçe dersi veren öğretim görevlilerinden oluşan bir seçici kurul her yıl ders için yazılan blog yazıları arasından en iyi on blog yazısını seçecek ve yazısı seçilen yazarlar Bilkent Üniversitesinde düzenlenecek olan bir törende ödüllendirilecektir.